Aktuel Yazılar

Mitolojik Tıp – Tıp’taki Mitoloji

antik tıp

Anadolu ve Anadolu’da tıp.Tıp’ın mitolojik kahramanı Asclepius veya batının tanıdığı ismi ile Aesculapius ve onunla özdeşleşmiş Bergama Asklepion.
Bergama Asklepion’u M.Ö IV. yy. Yunanistan’daki Epidauros Asklepion’una bağlı olarak kurulmuş. Kuruluş efsanesine göre; Pergamon’un ilk kurucusu Arkhias Yunanistan’da avlanırken ayağını yaralar. Bunun üzerine şifa bulmak için Epidauros Asklepion’una gider ve iyileşir. Dönüşünde de vatan¬daşlarına hizmet olsun diye bakım işlerini gören asklepiadlardan -Asklepion’a hizmet eden rahip hekimler- birkaçını getirerek Pergamon’da Asklepion tapım -kült- merkezinin kurulmasını sağlar. Pekiyi Asklepios kimdir?
Yunan ve Roma mitolojilerinde sağlık tanrısı olan Asklepios’un doğumu ile ilgili birçok hikâyesi vardır. Asklepion’un babası Apollon’dur. Çocuklarından bir tanesinin adı yarı tanrı Asklepion dur. Anne ölünce Apollon oğlunu Kheiron’a -at adam-a verir. Bu at adam Asklepios’a hekimlik sanatını tüm ayrıntıları ile öğretir. Asklepios ünlü ve iyi bir hekim olur. Ölümlü olmasına rağmen güçlü bir iyileştirici gücü -ölüleri diriltmesi- vardır. Bu durum tanrıların kralı Zeus’u öfkelendirir ve onu yıldırımıyla çarpar. Ölümünden sonra yarı tanrılar gurubuna girer. Asklepios kültleri oluşmaya başlar. Bu sayede Yunanistan dışında da önemsenir hale gelir. Asklepios’tan sonra hekimlik sanatı kızı Hygieia tarafında devam ettirilir. Kızlarından Hygieia sağlığın kişileştirilmiş görüntüsüdür.

Asklepios, Yunan ve Roma heykellerinde genellikle sakallı, orta ve ileri yaşta, çıplak ayaklı ya da sandaletli olarak betimlenmişti. Sol omuzdan aşağıya doğru uzun harmanisi ve yılan dolanmış asası vardı. Asa, hekimlerin uzun yolculuklarında destek aldığı kutsal sembolüy¬dü. Asaya dolanmış yılan da kutsal anlamlar içermekteydi. Zararsız, ehlileştirilmiş yılanlar gençleşme ve sağlığa kavuşma, her yıl deri değiştirmesi, yeniden doğuşun temsilcisi ve yer altı dünyasının iyileştirici ruhları ile bağlantısı olan anlamları vardı.

Efsaneye göre; bir gün bir hasta Asklepion’a gelir. Giriş kapısından içeri alınır ve tedavisinin belirlenmesi amacıyla uyku odasında uyutulur. Ancak hasta rüyasında düş görmez ve Asklepios kendisine görünmez. Ardından hasta iyice ağırlaşır ve Asklepion’da ölümcül hastalıkların tedavisi yapılmadığından giriş kapısı önüne çıkartılır. Hasta, dönüş yolunda aynı kâseden içtikleri sütü kusan iki yılan görür. Yılanlar süt için yaptıkları kavga sırasında birbirlerini ısırırlar ve süte zehirleri karışır. O sırada hasta, kâsedeki sütü içer ve derin bir uykuya dalar. Ailesi hastayı yatarken bulur. Ölü sanılan hasta, ayağa kalkar. Durum hemen başhekime iletilir. Zehrin panzehiri bulunması büyük sevinç yaratır. Bunun üzerine üzerinde aynı kaptan içtikleri sütü kusan iki yılan kabartması bulunan sütun, kutsal alana diktirilir.
Bugün Asklepios’un yılanları tıp sembolü olarak kabul görmüştür. Birbirine dolanmış, başları iki yana doğru olan yılanların betimleme¬si, 1956 yılından itibaren Dünya Tıp Birliğinin sembolü olarak kul¬lanır olmuştur.

Antik dönemde sağlık tanrısı Asklepios adına iki yüz aşkın kült merkezi kurulmuştur. Bu tapım merkezlerinin en ünlüleri arasında Yunanistan’daki Epidauros, Gökova Körfezi ağzındaki Kos -îstanköy- Adası’ndaki Asklepion, Bergama Asklepion’u, Atina Asklepion’u ve Korinth Asklepion’u yer almaktaydı.

Asklepion’da kullanılan ve ‘incubation’ denilen yöntem, psikoterapide yer bulmuştur.
Yöntemin temelinde hastayı sorunlarından uzaklaştırmak, teskin edici (‘mind altering’) ilaçlarla sakinleştirmek, su ve müzik, tiyatro, sanat ve dinginlik içerisinde tedavi surecini hızlandırmak vardır.
Bugünün Bergama Asklepion’unda meşhur bir tünel vardır. Tünel üzerinde 12 delik vardır Bu sayıyı kutsal olan 12 tanrı ile bağdaştırılması sadece işin dinsel (Olympos 12 tanrısının sembolize edilmesi) yanıdır.
Tünel’in kullanılışı ise yine Galen tarafından anlatılmıştır. Bu tünel kullanıldığı zamanlar içi kutsal çeşmeden gelen su ile 10-15 CM yükseklikte doluydu. Hastalar tünelin içinde önlerinde bir Dr olarak çıplak ayakla yürürlerdi. Yürüme süreci yaklaşık 6 dakika sürerdi ( bu kadar yavaş yürümelerinin nedeni bir sonraki Telespore denilen tapınağa varınca anlaşılıyor).
Deliklerin yanında (üst tarafta) 2. derece doktorlar aşağıdan geçen hastalara onların morallerini yükseltecek sözler söylerdi (Ör: Eusculape sizi kurtaracak). Aynı zaman da bu delikler tünelde yürüyenlere azda olsa ışık sağlardı. Bu yavaş ve sessizlik içinde su içinde yürüme sonunda Telespore tüneline ulaşan hastaları orada bekleyen başka doktorlar onları belirli noktalara yerleştirirlerdi. Bütün bu işler mutlak bir sessizlik içinde olurdu. Baş doktorun işareti üzerine Eusculape tapınağının yanında bulunan su deposunun vanaları açılır ve o belirli noktalara yerleştirilmiş hastaların başına Telespore tapınağında tavanın etraflarında göreceğiniz borulardan kafalarına soğuk su dökülürdü. Böylece hipnozdan çıkar, ayılırlardı. (Hidroterapi)

Tüneli geçerken hipnoz haline gelen hastalar burada soğuk duşla uyanır daha sonra aynı tapınağın (Telespore’un) diğer tarafında bulunan taş banyolarda soğuk su banyosu alırlardı.

Burada asıl dikkati çeken: Neden hastalar çıplak ayakla soğuk su tünelinden yürüdükten sonra soğuk su başlarına akıtıldığını görmek gerek. Bu ise hastanenin konusunda çok ileriyi gördüğünü ve deneyimler sonucu bu tüneli akıllıca kullandıklarını anlayabiliyoruz.

Hastaların içinde kalp rahatsızlığı olanların vücutlarının soğuğa alışması için çıplak ayakla tünelde suda yürütmeleri ise ya daha önce bu konuda birkaç kayıp vermiş olmaları sonucunu çıkarabiliriz. Eğer çıplak ayakla suda yürümemiş olsalardı bu hastalar içinde kalp rahatsızlığı olanların bir kriz sonucu ölmeleri riski vardır. Biliyorsunuz ki buraya ölümün girmesi yasaktır
Asklepion’a giren hastalar için ilk iş temizlikti. Tanrının huzuru¬na temiz olarak çıkmak, mezhebin temeli idi. Temiz olmayanların, mabedin çatısı altında yer almalarına izin verilmezdi. Bu bakımdan¬dır ki, mukaddes sayılan kaynakların bulunduğu yerlerde Asklepion’lar kurulmuştur.
Mukaddes sulardan içmek ve bu sularda yıkanmak Asklepion ziyaretçileri için en kutsî bir ödevdi. Ayni zamanda, Asklepios’un sıcak kaynaklar üzerindeki himayesi yüzünden, madenli sıcak suya girmek, bunların çamurundan sürünmek ve kuma gömülmekle şifa sağlanırdı.
Asklepion’larda su, güneş, hava ve çeşitli ilâçlarla tedavi şekli rüya yoluyla tatbik olunduğundan yeni gelen hastaları rüyaya yatırmak için gecikmeden gereken merasim yapılırdı.
Hastalar, Tanrı için kurban keserlerdi. Dana, koç ve horoz kesemeyen yoksullar topraktan, mumdan yapılmış hayvanları adak veriyorlardı. Adakların sağ budu Başrahip – Hekime verilir, kalanı mukad¬des yemek masasına bırakılırdı.
Temizliğini yapan, adağını veren hasta, mabede girer, tanrıların heykelleri önünde dua ederlerdi.
Bundan sonra, mukaddes sudan içen hasta, mukaddes bodrumdan geçirilerek ikinci yuvarlak binanın altına götürülürdü.
Burada hasta, yağ kandillerinin gizemsel ışıkları ve tılsımlı göl¬geleri içinde, bir kaç gün tanrı ile baş başa bırakılırdı. Hastanın yat¬ması için tahtadan kerevet ile ot minder ve yastık bulunurdu. Çarşafı ve örtüyü herkes kendi getirirdi. Adak ettiği hayvan derisinin üstün¬de yatanlar da olurdu.
Hekimler, hastaya: Burada yat, uyuyuncaya kadar dua et. Tanrı senin derdinin devasını bildirecektir. Ne görürsen, ne duyarsan uyanın¬ca bize anlat; gibi telkinler yaparlar ve rüyanın Önemini anlatırlardı
Hastalar, çok defa günlük kokuları içindeki niyazları arasında, gecenin sonlarına doğru kendilerinden geçerlerdi. Sabah gürültülü bir uyanış olurdu. Hastalar, gördükleri düşleri yanındakilere anlatır ve şifa sağlanması temenni olunurdu.
Rüyalar, her zaman açık emirle ve ilâç tavsiyeleri şeklinde değil, karışık ve şüpheli de oluyordu. O zaman Asklepiades’ler hastanın durumuna göre yorarlardı.
Asklepion’da tedavi edilen hastaların verdikleri sayısız adak eş¬yaları, mabedin şifa kudretine bir misal sayıldığı halde, orada tatbik edilen usullerin tıp esasına uymadığını ve hatta şarlatanlık yapıldığını ileri sürenler de olmuştur.

Comment here