Antik Çağlar

İmparator Hadrian ve Sakalı

Hadrian niçin sakallı tasvir edilmiştir?
Günümüzde müzelerde Roma İmparatorluk dönemiyle başlayan portlerde sakallı imparator tasvirleri Hadrian ile başlamış ve Büyük Konstantine kadar devam etmiştir.Hadrian’ın sakallı tasvir edilmesi hakkında çeşitli rivayetler mevcuttur.
İlk olarak yunan sanatına duyduğu sevgidir. On altı yaşında Atina’da bir Stoacı düşünür olan Isaeus tarafından eğitildiğini ve bütün yaşamının alt yapısını Stoacı düşüncenin oluşturduğunu biliyoruz. Hadrianus’un temel özelliklerinden biri bu eğitimle Antik Yunan kültür ve uygarlığına olan hayranlığını doğurur. Çok genç yaşında başlayan bu hayranlık Senatoda eleştirilmesinede yol açmıştır: “Senatörler arkamdan ‘Yunancık’ diyorlardı”(der hatıralarında).
Bir devletin hükmettiği her yere imparatorun büstlerini sevk etmesi sayesinde birçok eser günümüze ulaşabilmiştir. İmparatorluğun bir erk göstergesi olarak kullandığı portrelerin Roma Kültürü için aslında farklı bir yeri vardır. Roma kentinin kurulmasından itibaren ata kültü önem kazanmıştır. MÖ. 1. yy.’da cumhuriyet döneminin sonlarında elimize geçen portreler bunun önemli bir kanıtıdır. Bu erken portre örnekleri ölüm maskı denilen kalıplar kullanılarak yapılıyordu. Ölen aile büyüğünün yüzüne balmumu sürülüp, yüzünün kalıbı alınıyordu. Daha sonra kalıp işlenerek neredeyse gerçeğe yakın, yani realistik portreler elde ediliyordu. Bundan dolayıdır ki bu portelere bakınca insan ölümü hisseder. Çoğunlukla yaşlılıktan ölen bu insanların yüzlerindeki kırışıklar ve ölümden dolayı olan sarkmalar olduğu gibi verilmiştir ki bu, bir daha Roma portrelerinde karşımıza çıkmayacak bir özelliktir. Atalara ait olan bu portreler hanenin önemli bir yerinde saklanıyor ve dini ritüellerde kullanılıyordu.
MÖ. 1. yy.’ın son çeyreğinde Roma’nın yönetim biçimi artık cumhuriyet değil, imparatorluktur. MÖ. 31 yılında Aktium Savaşı’ndan sonra Oktavianus’un siyasi muhalifi kalmamış, MÖ. 27 yılında Augustus (büyük, kutsal) vasfı ile imparatorluğu meşru olmuştur. Bu siyasi değişiklik, tabii ki portre sanatına da yansımıştır. Gerçekçi portrelerin yerini ideal portreler almıştır. İmparatorluğun başındaki bu büyük idarecinin, en uygun ve düşüncenin tasarlayabileceği bütün üstün nitelikleri kendinde toplayan kişi olduğu halka vurgulanmak istemiştir. Bundan dolayı portreler genç, dinamik ve güçlü yapılmıştır. Ve bundan dolayı da sakalsızdır.
Augustus ile başlayan genişleme ve buna bağlı olarak imparatorun ideal portrelerini yapma geleneği MS. 117 yılına kadar sürmüştür. 117 yılında ise Roma en geniş sınırlarına ulaşmış, İmparator Hadrian ise daha fazla genişlemenin imparatorluğun sonu olduğunu düşündüğü için fetihlerden kaçınmış ve antlaşmalar yaparak imparatorluğu idare etmeye çalışmıştır. Bu girilen barış dönemi aynı zamanda imparatorluğun en refah dönemidir. İmparatorluğun değişen siyasi anlayışı ile portreler de değişmiştir. Artık genç dinamik sakalsız portreler yerini sakallı, daha derin saç bukleleri olan ve gözbebeklerinin de matkap ile işlendiği heykellere bırakmıştır. İmparatorluktaki değişimin portrelere yansıması doğaldır.
Klasik Döneme baktığımızda filozofların sakallı tasvir edildiklerini görürüz. Çünkü sakal dünyada geçirilen zamanın yani tecrübenin görsel kanıtıdır ve bilgeliği çağrıştırır. Ayrıca Zeus heykellerine baktığımızda vücudu genç ve dinamik gösterilse de sakallı tasvir edilir. Çünkü tanrıların tanrısı hem güçlü, hem de bilge olmalıdır. Mimar imparator olarak bilinen Hadrian’ın da portrelerinin sakallı olması bizleri çok şaşırtmaz. Hadrian’ın sakallı portresi bir gelenek haline gelecek ve neredeyse istisnasız olarak bütün halefleri de portrelerini sakallı olarak yaptıracaklardır.
İmparatorların sakallı tasvirleri yine siyasi bir dengesizlik olana kadar devam etmiştir. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılıp I. Konstantin Doğu Roma’nın hükümdarı olunca, imparator portrelerinin de değiştiğini görmekteyiz. Sakallı tasvirlerin yerini; sakalsız, perdahlamış, seri üretimden çıkmışa benzeyen sert hatlara sahip heykeller almıştır.
Sakallı Hadrian’ın sakallı olarak tasvir edilmesi yaygın bir söylentiye göre yüzündeki lekeleri gizlemek içindir.
Son bir yoruma göre ilişki yaşadığı Antinous’un ölümü üzerine yasının bir ifadesidir. Çeşitli kaynaklarda Antinous’un ölümünden sonra Hadrian’ın günlerce ağladığı söylenir. Nil Nehri kıyısında adına Antinopolis isimli şehir kurulmuştur ve kült alanı olmuştur. Hadrian, tüm imparatorlukta Antinous için yas ilan etti. Antinous’u tanrı ilan edip birçok kente heykellerini diktirdi ve sikkelere tasvir ettirdi. Ayrıca bir takımyıldızına da ismi verilmiştir.
Atina başta olmak üzere farklı şehirlerde Antinous onuruna Antinoeia festivali düzenlenmiştir. İmparatorluk boyunca adına 28 tapınak inşa edilmiştir.

Comment here