Antik Çağlar

Asklepion kutsal alanında uygulanan tedavi yöntemleri

Roma Dönemi’nde Bergama Asklepion’unda uygulanan tedavi yöntemleri hakkında ayrıntılı bilgileri dönemin Balıkesirli söylev ustası Aelius Aristides’den öğreniyoruz. Hastalık hastası olan bu kişi solunum güçlüğü, ateş, karın şişliği gibi şikâyetleriyle 13 yıl boyunca belli aralıklarla Bergama Asklepion’una gelmiş ve kendisine uygulanan tedavi yöntemlerini kaydetmişti. Tedavi edilerek sağlığına kavuşan Aristides, Asklepios’a şükran ifadesi olarak günlük şeklinde tuttuğu tüm bu bilgileri “Hieroi Logoi” adlı eserinde bir araya getirerek, kutsal alanda uygulanan tedavi yöntemleri hakkındaki bilgilerin günümüze taşınmasını sağlamıştı.
Tedavi olmak, şifa bulmak üzere Asklepion’a gelen hastalar önce viran kapıda -ilk giriş kapısı- kutsal alana kabul edilebilmesi için muayene edilir, tedavisi mümkün olmayan hasta içeriye alınmazdı. Özellikle ölümcül hastalığı olanlar ve doğumu yaklaşan bayanlar kutsal alana kabul edilemezdi. Kutsal alanın giriş kapısında “Bütün Tanrıların Kutsiyeti için Asklepion’a Ölüm Girmesi Yasaktır.” kitabesi bulunmaktaydı. Bu şekilde, tedavi edilecek hasta için kutsal alanda ölüm vakalarının olmayacağı inancı yaratılarak moral kazandırılmış oluyordu. Tapınağa kabul edilen hasta öncelikle birtakım törensel hazırlık yapmalıydı. Temizliğin sembolü beyaz giysiler giyer, kutsal kuyuda yıkanır, temizlenirdi. Temizlenme işleminden sonra tanrıya şükran olarak adak sunumunda bulunurdu. Bu adaklar; yiyecek, para, kutsal sayılan hayvanın – dana, koç, horoz vb.- kurban edilmesi, madeni ve pişmiş topraktan yapılmış hastalıklı organın sunumu şeklinde olabilmekteydi. Hastaların adaklarını kolayca temin edebilmeleri için kutsal yol boyunca bulunan dükkânlarda adak eşyaları ve çeşitli hayvan satışları yapılmaktaydı.
Kutsal alanda yapılan kazılar, adak sunumlarından özellikle hastalıklı vücut organının farklı malzemelerden yapılmış anatomik adakların daha çok kullanılmış olduğunu göstermiştir. Bu anatomik adaklar genelde Bergama yöresinde rahatlıkla bulunabilen malzemelerden -madeni; bronz, tunç, pişmiş toprak- imal edilmiş olmalıydı. Sunumlar, muhtemelen kutsal alanının çevresinde kurulmuş atölyelerde üretilip, hastaların kolayca temin edecekleri yerler olan kutsal yolda kurulmuş dükkânlarda satılmaktaydı. Anatomik adaklar arasında el ve ayak sunumlarına daha sık rastlanılmıştı.
Törensel hazırlanmalardan sonra kutsal alana giriş yapan hasta, rahip hekimlerin kontrolünde çeşitli bakım ve tedavi uygulamaları ile iyileşme sürecine adım atmış oluyordu. Burada uygulanan en önemli tedavi biçimi; ruhsal arınma -telkin- yöntemiydi. Kutsal alana kabul edilen hasta önce özel odalarda -abaton- uyutulurdu. Buna, tapınak uykusu -incubation- denilmekteydi (Aristides de Asklepion’da iki yıl boyunca tapınak uykusuna yatmış ve hastalıkları için diyet uygulamıştı). Asklepios, rüya içinde görünür, hastayı ya doğrudan iyileştirir ya da uyandığında hatırlayacağı tedavi yöntemlerini söylerdi. Bazen rüyalar hasta tarafından tam anlaşılmayıp rahipler tarafından yorumlanmasına ihtiyaç duyulurdu. Asklepion rahipleri hastanın görmüş olduğu rüyayı yorumlayarak tedavi şeklini belirliyordu.
Rahiplik, çok önemli bir görevdi ve Asklepiadlar ailesinden gelenlere özgüydü. Ayrıca bu görevin yaşam boyu devam ettirilmesi gerekliliği vardı. Hastaların tedavisi, türlü bakımı, ziyaretçilere rehberlik etme, törenleri tertipleme gibi görevleri vardı. Rahiplerin yanında hekimler de tapınakta hizmet vermekteydi. Rahipler gibi hekimler de Asklepion’a hizmetlerinden dolayı Asklepiad olarak adlandırılmıştı. Asklepiad ailesine mensup kişiler arasında kan bağı vardı. Zamanla hasta sayısının artması gibi nedenlerle asklepiad ailesine kan bağı olmayanlar da alınmaya başladı. Yabancıların asklepiad ailesine alınması ile birlikte hastalara karşı doğru tedavi yönteminin uygulanması, hasta-hekim arasındaki ahlaki davranışların düzeni gibi bir takım güven ve uyumu sağlamak ve korumak adına üyeler arasında sözlü yemin etme kuralı getirildi. Bu mesleki yemin Hipokrat yemini “Hekim Apollon Aesculapions, Hygia Panacea ve bütün Tanrı ve Tanrıçalar adına; and içerim, onları tanık ve şahit tutarım ki, bu andımı ve verdiğim sözü gücüm kuvvetim yettiği kadar yerine getireceğim” olarak adlandırılmıştır. Antik dönemden günümüze değin değişen farklı söylemiyle, hekimlerin mesleğe başlarken uyguladıkları kural haline gelmiştir.
Hekimler ve rahiplerin yanında kutsal alanda farklı sorumlulukları olan birçok görevli bulunmaktaydı. Bekçiler, tapınağın bakımı ve asayişini sağlamakla görevliydiler. Ayrıca haberci, kapıcı, anahtar sorumlusu, banyo görevlisi ve törende ilahiler söyleyen koro gibi farklı görevleri olan kişiler, kutsal alanda hizmet vermekteydiler.
Kutsal alanda uygulanan psikolojik tedavi yöntemlerinin yanı sıra fizyolojik yöntemler de sıklıkla uygulanmaktaydı. Çıplak ayakla toprak zeminde yürüyüşler, kutsal alanın çevresinde yapılan koşular, çeşitli basit bedensel hareketler, egzersiz programı içinde yer almakta idi. Kutsal alanda M.Ö II. yy’ da II. Eumenes zamanında tapınağa ilavesi yapılan, batıya doğru uzanan andezitten yapılmış dorik tarzda galeri kalıntıları, burasının gymansium -spor etkinliklerin yapıldığı yer- olarak kullanılmış olabileceğini akla getirmektedir.
Psikolojik ve fizyolojik tedavi yöntemlerin yanı sıra bu yöntemleri destekleyen, tamamlayan bir takım materyaller ve doğal faktörler de tedavi süresince kullanılmış ve uygulanmıştı.
Güneşlenmek de en az su terapisi kadar önemliydi. Günümüzde olduğu gibi o dönemde de güneşin insan vücuduna iyi geldiğine inanılıyordu. Ayrıca güneşin tanrısal ifadesi vardı çünkü Asklepios’un babası güneş tanrısı Apollon idi ve tapım görmekteydi. Güneşlenmek bir anlamda tanrısını kutsamak demekti. Bu anlamda kutsal alanda bu doğrultusunda tedavi binasında hastaların güneşlenmesi için duvarla çevrili teras alanı oluşturulmuştu.
Ağır hastalık geçirmekte olan ya da nekahet döneminde bulunan hastaya yapılan masajın önemi büyüktü. Vücudun tekrar eski gücüne ası için çeşitli bitkisel yağlarla ve merhemlerle tüm vücuda yoğunluk dereceleri kişinin hastalığına göre belirlenen masajlar tatbik edilmekteydi. Masajda genellikle çeşitli bitki kök ve yapraklarından elde edilen yağlar ve merhemler, tahıl ve bitkisel malzemelerden yapılan lapalar, şarap, balın su veya sirkeden oluşan karışımı gibi çeşitli kürler uygulanmakta idi.
Bunların yanı sıra ata binerek vücudun sarsılması yöntemi de ilginç tedavi yöntemler arasında yer almaktaydı. Bu tedavi biçimi vücudunda taş olan hastalarda, kadın hastalıklarında ya da hastaya moral kazandırılmak için uygulanan bir yöntem olabilmekteydi. Çeşitli rahatlatıcı içecekler, kan aldırma, bağırsakların boşatılması, diyet, çeşitli bitki kök ve yapraklarından elde edilen ilaçlar tedavide kullanılan diğer yöntemler arasındaydı.
İyileştirici yöntemler arasında, bazen gerekli görüldüğü takdirde hastalıklı bölgenin zehri alınmış kutsal yılan tarafından ısırılması ya da kutsal köpek ve yılan tarafından yalanması, iyileştirmeye yardımcı etkin bir yol olarak tercih ediliyordu.
Cerrahi uygulamaları en son başvurulan tedavi yöntemleri arasındaydı. Uygulama sırasında veya sonrasında oluşabilecek riskler -kanama, enfeksiyon- göz önüne alındığında, gerekli görülmediği sürece cerrahi uygulamalardan kaçınılmaktaydı. Asklepeion kutsal alanında yapılan arkeolojik kazılar neticesinde çok sayıda cerrahi alet ele geçmiştir. Bunlar arasında bronz ve kemikten yapılmış sonda, iğne, bıçak, spatül, cımbız, forseps gibi tıbbi aletler sık rastlanılan buluntular arasında yer almıştır.
Tedavi amacı ile kutsal alana gelen hasta için, tedavi süreci boyunca moralinin yüksek tutulması ve eğlenceli vakit geçirmesi amacı ile yıl içersinde büyük ve küçük çaplı festivaller düzenlenirdi. Büyük festivallere tüm yöre halkı ile birlikte kent dışından da katılım olmaktaydı. Büyük festivaller yılda üç kez tekrarlanmakta idi. Tanrı adına şiir ve müzik yarışmaları, atletizm oyunları, tiyatroda çeşitli gösteriler ve söylevciler tarafından çeşitli konuşmalar yapılırdı. Festival, açık havada Asklepios Sunağı önünde kurban etme töreni ile son bulurdu. Kurban edilen hayvanların tanrıya sunulan kısımları dışındaki bölümleri halk tarafından yenilirdi. Bunun yanı sıra yöre halkının katıldığı kurban kesme, kutsama şeklinde daha küçük çaplı törenler de yapılmaktaydı.

Comment here